Sorularla Alevilik

 

sorularla-alevilik

Pir Zöhre Ana ile kendi kabuğuna çekilmiş olmaktan kurtulup dışa açılan, yaşamın her alanında varlığını gösteren,kitleselleşerek büyüyen yeni bir “Alevi/Bektaşi” bilinci oluşmaktadır. Aleviler, yüzyıllardır dışlanan, tahriklere uğrayan, aşağılanan, sürülen ve katliamlara uğrayan bir topluluktur. Bundan dolayıdır ki ifade edilen “Alevi Bilincinin” oluşturulması hayati önem arz etmektedir. Bu bilincin oluşturulabilmesi için geçmişte yaşananların çok iyi bilinmesi ve geleceğe dair perspektifin bu çerçevede çizilmesi gerekmektedir.

Artık, Alevi toplumunun üzerini örten yanlış, çarpıtılmış,egemen dini anlayışın menfaatleri gözetilerek bugünlere gelen bilgilerin, inançların ve ibadetlerin yerine Hakkın bildirdiği, Ehlibeytin yaşadığı ve yaşattığı gerçek bilgilerle, inançlarla, ibadetlerle yaşamamız gerekiyor.

“Gerçekler, Gerçeklerden Öğrenilir” düsturundan hareketle;bilinçli veya bilinçsizce yolumuzun değiştirilerek erozyona uğramış inanç ve ibadetlerini anlatan, Alevilik tarihinin dününü ve bugününü öğrenmemize olanak tanıyan “SORU ve CEVAPLARLA ALEVİLİK” adı altında bir çalışma yapıldı.

***

Hak Muhammed Ali ve Ehlibeyti’nin getirdiği,yaşadığı ve yaşattığı din ile bugün yaşanan Emevi dini arasındaki farkı görmek için; Hakla Hak olup hakkın sırrına eren, Hz.Ali’nin binbir donundan biri olan Yaşayan Tek Ehlibeyt Evliyası Pir Zöhre Ana’nın sesine kulak vermek elzemdir ve O’nun avazında toplanmak hayati önem arz etmektedir.Bu sadece Alevi toplumu için değil insanlık için kurtuluş fırsatıdır.

Pir Zöhre Ana, Ehlibeyt’in ahir zaman evliyasıdır ve Hakkın yeryüzündeki son temsilcisidir. O, salt Aleviliğin değil tüm insanlığın kaybolan hafızasını geri getirendir. Ehlibeyt’in insanlık adına açtığı bayrağı bugün Türkiye’nin bakenti Ankara’dan dalgalandırmakta ve 33 yıldır sırrına erdiği Hak Muhammed Ali yolunu sürmektedir.

O toplumu irşat ederken din,dil,ırk,mezhep,cinsiyet ayrımı yapmamaktadır ki bu yüzden Ehlibeyt ocağı farklı din,ırk ve mezhepten gelen insanlarla dolup taşmaktadır.

line

1- Soru: Alevilik Nedir?

Cevap :  Alevilik; kısaca Muhammed Ali yoludur. Allah’ın bizlere ışık tutması için Hz.Muhammed’i rehber, Hz. Ali’yi mürşit kapısı olarak bildirmesidir. Alevilik aynı zamanda Allah Muhammed Ali, Oniki İmam ve Ehlibeyt aşkını ve sevgisini temel alan, önderliğini Ehlibeyt neslinden gelen keramet sahibi Evliyaların yaptığı bir inanç, ibadet ve insanlık yoludur.

Ayrıca ayrım gözetmeksizin yetmiş iki millete bir nazarda bakan, birlik ve beraberlik yoludur. Çünkü Allah birdir. Muhammed Ali yolunda ikilik yoktur, birlik vardır. Alevilik yolunun adı Müslümanlık değil, insanlığa giden yoldur.

İnsanlığın yolu ilimdir. İlim kapısı Allah ışığıdır. O ışığın sahibi de bin bir donda baş gösteren bir ismi Hz. Ali bir ismi de Şahımerdan olarak tanınan Allah’ın Aslanıdır.

2- Soru: Alevi Kimlere Denir?

Cevap :  Muhammed Ali ve Onların soyundan gelen Ehlibeyt’e can cömertliği ile bağlanıp saygı duyan, Onların yolunu savunan, Hz. Üseyin adına Kur-an’a sahip çıkan, 1500 yıldan beri tahrik edilip toplumdan dışlanmak istenen bir neslin ışığında yürümeye çaba gösterip, Muhammed Ali’ye tapan ve de Onlara gönül bağlayıp Onların getirdiği inanç, ibadet ve güzellikleri eline beline diline sahip çıkarak yerine getirmeye çaba gösteren insanlardır.

3- Soru: Hz. Ali Kimdir?

Cevap :   Hz. Ali, bir ismi de Şahımerdan olarak tanınan Oniki İmamların rehberliğini, Mürşitliğini yapmış bin bir donda baş gösteren Allah’ın Aslanıdır.

Bütün dervişlerin hocalığını yapan, dört kapı kırk makam üzerinde oturan, Şahların Şahı, Evliyaların başı, İmamlar İmamı, Allah’ın ilk İmamı olan ve Allah sesini duyuran Serçeşmenin başı, İlim deryasının sahibidir.

4- Soru:  Evliyalar Kimdir?

Cevap: Hak tarafından bütün insanlığa gönderilen din, dil, ırk ve mezhep gözetmeden, ayrım yapmadan, hiçbir çıkar gözetmeden, sadece Allah aşkını, sevgisini ortaya getirerek, bütün  insanlık adına  ışık tutup Peygamberlik meşalesi altında toplayıp, onlara yol gösteren, öncülük yapan, Allah’ın varlığını ve birliğini bildirip, doğruyu ve güzeli gösterip insanları kötülüklerden uzak tutup koruyan rehberlerdir.

Bu gerçekler sesleri, ışıkları, nefesleri, gösterdikleri kerametleri ve insanlığa yaydıkları sevgileri ile tüm dünyaya kendilerini tanıtmışlardır.

Bu gerçekler hiçbir zaman ölmemiş yalnızca don (beden) değiştirmişlerdir. Evliyalar Allah’ın yeryüzündeki vekilleri, insanlığa gönderdiği elçileridir.

Hz. Ali’nin bin bir sıfatından biri olarak kendilerini geldikleri dönemdeki insanlara seslerini, nefeslerini ve ışığını gösterip onlara rehberlik etmişlerdir.

Evliyalar bir ölür bin doğarlar. Ölen yalnızca bedenleridir. Ruh ölmez bir bedenden diğerine geçer.

Bütün Evliyaların ilmi Hz. Ali’den gelir. Öğretmenleri batında Hz. Ali’dir.

“Hz. Ali’nin sesi ve nefesi ile ses vermeyen bir kişi ben evliyayım diyemez. ”

(Zöhre Ana, Ali Pirimdir Yolu Bizimdir; Sayfa:64 )

Hak şarabı içmiş Evliyalar ille de bir ocaktan gelmezler. Bir ocaktan da ikinci bir evliya gelmez. Ermişe yaş sorulmaz baş sorulur. Erkek kadın diye bir ayrım da yapılamaz. Çünkü veren İlahi gücü büyük, Allah’tan okuyandır. Allah Evliyanın dilindedir. Onun ilim deryası, imanı, Kur-an’ı Allah’tandır. Allah ilmi Evliyanın derya ummanıdır. Hak nefesini dilden dökmesidir.  (Zöhre Ana – Batından zahire yolumuz)

 5-  Soru: Kızılbaş nedir?

Cevap:  Hz. İmam Üseyin şehit edildikten sonra bazı insanlar kendi çıkarları için Muaviye’ye destek olup günahkar oldular.

“Bir kısım insanlar ise Muhammed Ali Cemde namazda ibadet taçları (Bu taçlara Kızıldeli tacı denirdi) giyindiklerinden; bu tacın varlığını taşımak isteyen insanlar, birbirini tanımak için kırmızı taç takındılar. Bu kişilere kırmızı başlı insanlar denildi ve suçlandılar. Şimdiki tabiri Kızılbaş kelimesidir. Kızılbaşlık buradan kalmadır.

Kızılbaşlığın bir ismi de Aleviliktir. Bu Kızılbaş ismini alan insanlar, gerçek iç yüzüyle Muhammed Ali’ye bağlı kalan ve can cömertliği ile saygı duyan, Onların yoluna sahip çıkan Hz. Üseyin adına Kur-an’ı savunan, 1500 senenden beri tahrik edilip, toplumdan dışlanmak istenen neslin insanlarıdır. (Zöhre Ana, Ali Pirimdir Yolu Bizimdir; Sayfa:43-44 )

6- Soru: Hz. Ali’nin Dördüncü Halife Olduğu Doğru mudur?

Cevap :  Kesinlikle Hz. Ali halife olmamıştır. Hz. Ali ile Hz. Muhammed kayba girdikten sonra mezhep ve halifelik davaları başlamıştır.

Yani halifelik dönemlerinde Hz. Ali hayatta değildi. Halifelik, Hz. Ali ile birlikte Ehlibeyt şehit edildikten sonra Hz. Muhammed’in ve Ehlibeyt’inin tahtına ve şanına göz koyan Muaviye’nin kendi saltanatını kurmak için meydana getirdiği bir makamdır.

Bu makam sayesinde kavimleşip mezheplere ayrılan müslüman adı altındaki bütün insanlara hükmetmek istemiş bunu da şeriat adı altında çıkardığı kanunlarla yapmıştır.

Halifeliğin çıkması ile birlikte o dönemde sırası ile birinci halife Ebubekir, ikinci halife Ömer ve üçüncü halife Osman olmuştur.

Bu üç halife zamanında şeriatçılık ve mezhepçilik şeklinde islamiyette bölünmeler meydana gelmiştir. Sünnillik bu dönemde ortaya çıkmıştır.

7-  Soru: Mezhep Ayrımı Nasıl Çıktı?

Cevap : Mezhepçilik davası üç halife (Ebubekir, Ömer, Osman) zamanında yapıldı. Ali-Muhammed döneminde mezhep davası yoktu. Esas müslümanlığın temelinde yatan insanlık olduğundan mezhep ayrımı hiçbir zaman yapılmamıştır. ( Zöhre Ana, Ali Pirimdir Yolu Bizimdir; Sayfa:44)

Mezhep ayrımı İmam Üseyin şehit edildikten sonra Muaviye tarafından Ehlibeyt’e gönül veren insanların dışlanarak kendine biat eden kendi kurallarına uyan insanlar desteklenip Ehlibeyt’e gönül veren insanlara karşı kışkırtılması sonucunda insanlar birbirine düşüp kavimleşmiş ve mezhep ayrımlarına girmişlerdir.

Muaviye ordunun başına geçtiğinde İsrail kökenli insanları müslüman olmaya davet ederek orduya kaydetti. Kimlik kartları çıkartılarak dini islam mezhebi hanefi olarak kayıtları yapıldı.

Bu kişiler içinde de bölünmeler meydana gelerek dört mezhep ortaya çıktı. Bunlara: Şafii, Hanifi, Maliki, Hambeli denildi. Böylece bu sayede şeriatçılık baş gösterdi.

Esas din Muhammed Ali dini idi. Bu dinin mezhebinin adı Caferi Mezhebi’dir. Ancak dört mezhebi meydana getiren şeriatçılıkta asıl mezhep olan Caferi mezhebine hiçbir zaman yer verilmemiştir. Ancak bu Aleviler arasında süregelen bir yol olmuştur. ( Zöhre Ana, Ali Pirimdir Yolu Bizimdir; Sayfa:44)

8- Soru: Cem İbadeti Nedir?

Cevap : Allah, Muhammed, Ali yolunda, bu yolu benimseten, yolun gösterilmesinde Mürşitlik yapan ve Oniki İmamların kurduğu kurallar doğrultusunda insanların nefsi ıslah etmelerinde ve Hak yoluna insanlıklarından ve doğru yoldan daima sapmayacaklarına, öncülük yapan ve ibadetlerini Dört kapı Kırk makam üzerinde Kırklar Cemini gösteren Evliyaların ibadetleridir.

Bunun ismi: Ehlibeyt, Oniki İmam Kırklar Cemidir. Bu Cemin ilk rehberliğini yapan Muhammed Ali’dir. Hz. Muhammed rehber, yani şefaatkanidir. Mürşit Ali’dir. Yani posta oturan bütün Evliyaların ışığıdır.   ( Zöhre Ana, Ali Pirimdir Yolu Bizimdir; Sayfa: 87 )

Cem ibadeti, yüceliğini gösterip kerametleri ile gelen Evliyaların kurallarına uyarak en güzel şekillerini gündeme getirip, Oniki İmamlar katında iki yolun varlığını bildiren imamlar imamı Hz. Ali’nin Mürşit kapısı olan Dört Kapı Kırk Makam üzerinde bildirip Hz. Ali’nin kurduğu yolu ve insan bedeninde gösterdiği El, Dil, Bel uygulaması şeriat değil de hakikat katında var olan, din terbiyesi ve nefsine hakim olmaları için tutulan ışık doğrultusunda yapılan yüce bir ibadettir.  ( Zöhre Ana, Ali Pirimdir Yolu Bizimdir; Sayfa:106 )

Cem, İnsana nefis terbiyesi vermektir. İnsanları ıslah etmektir. ( Zöhre Ana )

9- Soru: Alevilikte Abdest  Var mıdır?

Cevap :  Alevilikte abdest vardır. Hem normal abdest hem de boy abdesti de dediğimiz gusül abdesti vardır.

Abdest, bir insanın bedenindeki hem ten temizliğine, hem iman temizliğine, hem de ele, dile, bele sahip olmak ve nefsine uymayıp, Allah katında her zaman dürüst olarak kendini kabul ettirmek için söz verip, sözünü yerine getirmesidir.

Görünüşte su ile ıslanarak, kişilerin aldığı abdest hiçbir şekilde özü ile alınmadıktan sonra alınan abdestin kıymeti yoktur. Ve bu gösteriş abdesti olur. Müslümanlıkta alınan abdest, önce Allah sonra kendi bedenine ve tenine, dinince güzel yönleri ile alınmış olmalıdır. ( Zöhre Ana, Ali Pirimdir Yolu Bizimdir; Sayfa:110 )

10- Soru: Alevilikte Namaz Var mıdır?

Cevap :  Alevilikte namaz vardır. Namaz insanların Allah’ı gözleri ile göremese de Allah’ın var olduğuna inancını bildirmek için önce Allah, sonra iman, dürüstlük ve insanlık adına yaptığı bir ibadettir.

Alevilerin kıldığı namaz Ehlibeyt döneminde günde üç vakit kılınan namazdır.

1- Sabah Namazı saat 05:30 ‘da iki rekat kılınır.

2- Öğle Namazı saat 14:00 ‘da bir rekat kılınır.

3- Akşam Namazı saat 20:00 ‘da üç rekat kılınır.  ( Zöhre Ana, Ali Pirimdir Yolu Bizimdir; Sayfa:114 )

Ayrıca bu namazlar dışında Cenaze namazı ve Bayram namazı vardır.

11- Soru: Semah Nedir?

Cevap :  Semah Evliyanın Hak aşkıyla coşup kolunu kanadını çırparak uğunmasıdır ve Kırklar katında en büyük ibadettir. Çünkü Hak semasıdır.

Bu kutsal ibadet, bir takım insanlar tarafından layık olmayan yerlerde ( Mesela eğlence yerlerinde, gösteri amaçlı, halk oyunlarına benzetilerek) uygulanmamalıdır. Semah Muhammed Ali yoluna yakışan ibadettir. ( Zöhre Ana Batından Zahire Yolumuz)

12- Soru: Cem evi Nedir?

Cevap :  Muhammed Ali yoluna gönül veren insanların Muhammed-Ali yoluna yakışan ibadetlerini yapmak için toplandıkları yere Cem evi denir.

Ehlibeyt zamanında Cem evinin diğer ismi Damevi olarak geçerdi. Piri İsmail Peygamberdir. İlk damevini İsmail Peygamber yapmıştır.

13- Soru: Ermiş Makamına Serilen Post’un Anlamı Nedir?

Cevap :  Ermiş makamına serilen post; O Gerçeğin makamının yüceliğini, ışığını, gittiği yolların büyüklüğünü temsil ettiği için mucize ve kerametleriyle Muhammed-Ali makamının her zaman keramet sahiplerınce sahiplenmesidir.

Cangözü açılan Ermişlerin önünde Allah Muhammed Ali, Oniki İmam, Ehlibeyt adına verilen bir saygıdır ve Allah için secdeye inilmesidir.

Bu post niyazları ise gelmiş geçmiş keramet sahiplerinin makamlarının yüceliğinin kabul edilmesidir ve Hak bilerek Ona verilen bir saygıdır. ( Zöhre Ana – Batından Zahire Yolumuz)

14- Soru: Hak Şarabı Ne Demektir?

Cevap :  Hak şarabının manası Allah’tan gelen ilim deryasından, Elif sözlerini okuyarak dökmesidir. Bunun bir ismi de Kevser Şarabı denilen Allah’ın nefesleridir. Bu şarap dem niyetine kullanılan, şarap değildir.

Bazı yörelerde bazı insanların Muhammed Ali ibadetlerinde (Cem evlerinde) dolu, bade, dem adı altında verdikleri alkol, Allah demi olarak kabul edilemez.

Dem Allah’ın Evliyaya verdiği nefesleridir. Bu nefesleri de çoğu kişiler Duazı İmam, Beyit ve şiir olarak bilirler. Allah’ın bin bir isimlerinden biri de Elif’tir ve bu sözleridir. (Zöhre Ana Batından Zahire Yolumuz)

15- Soru: Batın Yolu Nedir?

Cevap :  “Batın Yolu ” dedikleri söz, Allah’ın gözle görülmeyen, sırlarına erilemeyen yoludur. Evliyalar da bu deryadan Hak şarabı içenlerdir. Onların Abu Kevser ırmağı gibi coşarak akmalarıdır. ( Zöhre Ana Batından Zahire Yolumuz )

16- Soru: Yezit Ne Demektir?

Cevap :  Yezit gerçek yönü ile kendi nefsine hakim olamayan, nefis mücadelesini vermeyen, ıslah  olmayıp, her kötülüğe karışan insandır. Burada nefis bir yezittir. Kendini ıslah et manasına gelmektedir. ( Zöhre Ana )

17- Soru: Alevilikte Hak Kurbanı Yılda Kaç Tanedir?

Cevap :  Alevilikte yılda üç tane Hak kurbanı vardır.

  1. İbrahim Peygamber’in Haktan duasının kabul edilerek İsmail Peygamber’in doğması ve daha sonra İbrahim Peygamber’in Hakka verdiği sözünü yerine getirmek için İsmail Peygamber’i bıçağa yatırarak Hakka kurban etmeye çalışırken Hak tarafından İsmail Peygamber’in canı yerine bir koç indirip bunun İsmail Peygamber yerine kurban edilmesi ve bunun Hak tarafından Kurban olarak kabul edilmesidir.

İsmail Peygamber’e koç 15 temmuzda indiği için her sene sabit döndürülmeden 15 temmuzda Kurban bayramında gücü yetenlerin bir kurban kesmesi sevaptır. O mübareklerin şefaatine ulaşmak için yapılmalıdır.

Ancak ortak kurban kesmesi günahtır. Çünkü İsmail Peygamber’e kurban tek inmiştir. Kurban bayramında küçükbaş hayvan kesilmesi daha makbuldür. Kurbanlar en az 1 yaşından büyük olmalıdır. Büyükbaş kesmek hayvan kesmek isteyenler de tek başına kesmelidir. Et için değil Hak için kesilmelidir !..

  1. Yıl başlarında insanların başlarına gelebilecek kaza ve belalara karşı Hakka sığınıp Hak rızası için kestikleri Yıl Kurbanıdır.
  2. İmam Üseyin için tutulan yası matem orucunun ardından her 16 Marttan 31 Martta kadar pişirilen Aşure Lokması ile birlikte verilmek üzere kesilen Kurbandır.

Bu Kurbanın sebebi ise Hz. Üseyin’e “Ya Üseyin, sen dedenin varlığı olan Kur-an’ı ispat edebilmek için, can cömertliği yapmışsın, biz de sizin şefaatinize ulaşabilmek için canımız değil, malımızdan bir damla kan göstererek kanı kanına kabul etmeni, şefaatinden mahrum kalmamak için kurbanlarımızı kanın gibi kabul etmeni diliyoruz.” demektir. ( Zöhre Ana, Ali Pirimdir Yolu Bizimdir; Sayfa:47-48)

Kurban lokmaları hiçbir zaman zevk amaçlı olarak pikniklerde, içkilerle ve eğlence şeklinde yenilmemeli ve evlerde kavurma sucuk yapılarak saklanmamalıdır.

18-  Soru: Hz. Üseyin’in Şehit Edilme Sebebi Nedir?

Cevap : Muaviye’nin Hz. Muhammed’in tahtına, şanına, ve Kur-an’ına el atmak istemesinden dolayı Hz. Üseyin’in buna karşı koymasıdır. ( Zöhre Ana, Ali Pirimdir Yolu Bizimdir; Sayfa:44)

Hz. Üseyin’i Fırat kenarında abdest alırken balık ağında tuzağa düşüren Muaviye, Hz. Üseyin’e korku vermek isteyip tehdit etti ve Dedesinin emaneti olan Kur-an’ı ele geçirmek istedi. “Kur-an’ı bize ver yoksa seni keseriz” deyince Hz. Üseyin “Kanım canım helal olsun, siz bu Kur-an’a el koyamazsınız. O dedemin bana mirasıdır ve bana atam Ali’yel Mürtezadan  gelen nefesidir” dedi.

Hz. Üseyin’in korkmadığını anlayan Muaviye, Hz. Üseyin’in kesilmesi için görevlendirdiği Metin ismindeki celladına emir verdi.

Hz. Üseyin bıçak altında Kur-an’ı okumaya başlayınca ağzını bağladılar. O zaman “Yezit sen benim dilimi bağladın ama kalbimi bağlayamazsın.” deyince boynunu ters dönderdiler ve boyun kütüğünden kesip bir at torbasına koyarak orta yere attılar. O anda Allah tarafından gökyüzü üçe bölündü. Bir taraf siyahlaşarak yağmur ve afetler ve heyelanlar oldu. Bir taraf kızıla büründü. Bir tarafta da nurlar doğarak gökkuşağına büründü. ( Zöhre Ana, Ali Pirimdir Yolu Bizimdir; Sayfa:39)

19- Soru:  Hz. İmam Üseyin’in yası matemi için tutulan oruçta nelere dikkat etmeliyiz?

Cevap:

1- Kesinlikle su içilmez

2- Elma yenmez

3- Kuşburnu ve madımak otu yenmez

4- Evlilik ilişkilerinde tedbirli olunmalıdır.

Oruç açma zamanı akşam 18:00 ve sonrasıdır. Orucun açılması hurma veya üzüm ile yapılmalıdır.

Sahur vakti gece en geç saat 04:30 ‘da bitmelidir. Sahura kalkmadan oruç tutulmaz. En azından kalkıp abdestler alınıp  Hz.Üseyin aşkına O’nun şefaatine ulaşabilmek için az da olsa uykusunu bölmelidir.

Yası Matem Mart ayındadır. Hiç bir zaman dönmez ve tarihi değişmez. Başlangıcı 25 Şubat gecesi olup 15 Mart akşam sona erer. 16 Mart günü Aşure çorbası verilir ve 31 Mart’a kadar devam eder.

Bu oruç hiç kesilmeden ve tarihi değiştirilmeden tutulur. Hepsi 18 güne bağlanır. Bu Yas-ı Matem’in sonunda oruç tutmadan, kurban kesilip çorba verilmez.

26,27,28 Şubat günlerinde Hızır Orucu tutulur. Hz. Muhammet Mustafa’nın yası için tutulur. 1,2,3 Mart günlerinde 3 gün Ebamüslüm orucu tutulur. Üçler aşkına Allah rızası için tutulan oruçtur.

Geriye kalan 12 gün ise Hz. İmam Üseyin için tutulan oruç olup 4 Mart’ta başlar. 15 Mart’a kadar devam eder.

Yas aylarında düğün, nişan, eğlence, yapılması günahtır.

(Zöhre Ana, Ali Pirimdir Yolu Bizimdir; Sayfa:47-48 )

20- Soru:  Hakikat Oruçları Nelerdir?

Cevap: Üç aylarda kayba giren Ehlibeyt’in Yas-ı Matemleri adına tutulan oruçlardır. Bu aylar Evliyaların peş peşe şehit düştükleri yas  günleridir.

Yas Ayları; Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarıdır.

15-16 Aralık, İmam Hasan’ın Yas-ı Matemi

18-19-20 Ocak Hz. Ali’nin Yas-ı Matemi

26-27-28 Şubat Bozatlı Hızır’ın (Hz. Muhammed’in) Yas-ı Matemi

1-2-3 Mart Eba Müslüm Orucu

4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 Mart İmam Üseyin’in Yas-ı Matemidir.

10-11 Mayıs Hıdır İlyas Yas-ı Matemidir. Hıdır İlyas olarak bilinen, aslen Hz. Üseyin’in torunları olan Battal ile Gazi’nin yasıdır. Bu günlerde de oruç tutulur.

(Zöhre Ana, Ali Pirimdir Yolu Bizimdir; Sayfa:76 )

21- Soru: Aşure Çorbası Nedir?

Cevap: İmam Üseyin Kerbela’da şehit edildikten sonra geride kalan insanlar yasa girerek Hz. Üseyin için yas-ı matem orucu tuttular.

Orucun sonunda ise canı için “Aşure Çorbası” denilen Hasaş’ı vurarak birbirlerine ikram ettiler. (Gerçekler yanında Aşur çorbasının gerçek ismi Hasaş’tır.) Aşure çorbası, Hz. Üseyin’in can lokması olup sebebi Allah bir daha bizlere böyle acılar yaşatmasın denmesidir.    (Zöhre Ana, Ali Pirimdir Yolu Bizimdir; Sayfa:43 )

22- Soru: Aşure Lokmasının Yapılması Ve Yedirilmesi Nasıl Yapılmalıdır?

Cevap : Aşure Lokması İmam Üseyin’in Yası matem orucunun bittiği tarih olan 16 Mart – 31 Mart tarihleri arasındaki günlerde Kurban Lokması ile beraber yapılır.

Çorbanın içine atılan malzeme 12 parçadan oluşur. Bunlar;

1) Yarma,   2) Nohut,   3) Kuru fasulye,   4) Fındık,   5) Ceviz içi,   6) Şeker,   7) Tuz,   8) Tarçın,   9) Karabiber,   10) Hurma,   11) Amasya Elması,   12) Çekirdeksiz sarı  üzüm

Çorba piştikten sonra kesilen kurban eti, kavurma veya haşlama yapılarak, yanına hiçbir şey eklenmeden sadece çorba ile lokma beraber verilir. Bu çorba yukarıda belirtildiği gibi normal yemek olarak verilmediği gibi art niyetli olan, saygısı ve inancı olmayan insanlara zorla yedirilmez.

Allah rızası ve Hz. Üseyin’in canı için verilen bir çorba olduğundan, yani değeri yüce olduğundan, insanların ayaklarına ve evlerine götürülmez. Ev ev çorba dağıtılması günahtır. Herkesin kendi evinde yapıp yedirmesi sevaptır. Lokmasız ve oruçsuz kesinlikle, kendi istediği gibi çorba pişirilmez. Çorbanın, oniki malzemeye bağlanarak pişirilmesi gerekir. Bunun dışında gelişi güzel malzemeler konmaz. ( Zöhre Ana, Ali Pirimdir Yolu Bizimdir; Sayfa:77-78)

23- Soru:  Ezan nedir?

Cevap:  Hz. Ali’nin yaşadığı dönemde Mürşit ve  İmamlar İmamı olduğunu kanıtlamak için Allah ezanını insanlara duyurmasıdır. Ezanı ilk olarak Hz.Ali okumuştur.

24- Soru:  Türbelerde mum yakmanın manası nedir?

Cevap:  İmamlar İmamı, Allah’ın Mürşidi, Aslanı olan Hz. Ali’nin her iki cihanda ışığının hiç bir zaman kararmayacağı, sonsuza kadar var olacağını temsil eder.

25- Soru: Batıl İnanç Nedir?

Cevap :  Batıl, hocalık, hacılık, şıhlık, şeyhlik, müritlik, el alıp el vermeler, tekke ve türbe adı altında yürütülen bir yoldur. Ayrıca da muska, büyü, fal, medyumluk, üfürükçülük gibi boş işler de bu yola girer.

Bunların hiçbir zaman gerçek keramet gösteren Ermişlerin yolunda yeri olamaz. Hiçbir zaman da bunları savunanlar Hakikatten ilim alıp vermezler. Sadece inandıkları kişilerin kendi yazdıkları gibi kulaktan dolma aktarımlarla bugüne kadar gelinmiştir. ( Zöhre Ana – Batından Zahire Yolumuz)

26- Soru: Hz. Üseyin’in ismi neden Hz.Hüseyin olarak söylenmektedir ?

Cevap :  Tarihte Hz.Hüseyin olarak ismi söylenen pirimizin gerçekte adı Hz.Üseyin’dir.

Dilimizde zamanla kullanım kolaylığından dolayı Hüseyin olarak telaffuz edilmiştir. Dil bilgisi kurallarına göre ünsüz türemesi olmuştur. Mesela Veysel kelimesi tarihi metinler incelendiğinde görülecektir ki Üveys, Veyis olarak  geçmektedir.

Yorum yazın

Pin It on Pinterest